28 Nisan 2011 Perşembe

Bir Yıldız Daha Kaydı...












Dün akşam oğlumun doğum gününü kutladık.

Kutlama mekanına giderken mezunlar derneğinden aşağıdaki mesaj geldi.

“Vefat ve Başsağlığı

Üyelerimizden Selami Arman Kırım (FAS/76)'ın vefatını üzülerek duyuruyoruz.
Merhumun cenazesi 29 Nisan 2011 Cuma günü Teşvikiye Camiinde kılınacak öğle namazından (13:13) sonra son yolculuğuna uğurlanacaktır.

Ailesine, tüm dost ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

İstanbul ODTÜ mezunları Derneği”


Bir an durakladım. Mezunlar derneğinden zaman zaman bilgilendirme niteliğinde bu tür mesajlar alırız, onlardan biri gibi geldi önce. Bir daha okudum, bir daha okudum. Bizim için Arman Hoca, Arman Hoca’dır. Ön adı ile hiç bilmeyiz kendisini. Bu nedenle haberi Arman Hoca’ya konduramadım, isim benzerliği herhalde diye düşündüm. Sonra bölümüne baktım. Sanırım benliğim haberi almak, kabullenmek istemedi uzunca bir süre. Sonra sınıf arkadaşlarımdan Haluk’un mesajını alınca kaçış olmadığını hissettim, “Evet, Arman Hoca” dedim ve gözlerim doldu. Hasta olduğunu biliyordum ama yine de ölümü konduramadım kendisine.

LinkedIn üzerinden ODTÜ İşletme Bölümü Mezunları ile haberi paylaşma ihtiyacı hissettim. Bugün Kadire Zeynep’ten gelen cevap daha da bir üzdü beni.

“Atacigim, Arman Hoca'yi hocasi olarak taniyanlar basta olmak uzere sanirim herkes cok uzgun.. Hele Pazar gunku Ayse Arman roportajindan, oradaki umut dolu sozleri ve ve fotograflarindan sonra, bu haber cok ani ve kotu carpti..Benim gozumun onunde hala okuldaki zipkin Arman Hoca, kulagimda bazilari Yilligimiza dak gecmis olan sozleri (-"Hocam, kravatinizin YSL'si gorunuyor", - "Oyle mi, pardon!") ve giderayak verdigi roportajinda da tekrarladigi hayata dair mesajlari ("Allah verirken de alirken de sorgulamayacaksin; verirken dolu dolu yasayacaksin!"). Galiba boyle de yasayacak benimle beraber sevgili Arman Hocam.. Insallah cok keyif alabilecegi, burdan da guzel bir yere gitmistir..

Cenazeye ne yazik ki katilmam mumkun degil.. Lutfen ODTU Isletme'den tum ogrencileri adina en iyi dileklerimizi iletebilirsen, cok sevinirim.

Bilvesile, hepinize saglik ve keyif dolu gunler dilerim..
Posted by Kadire Zeynep Sayım Yazal”


Ayşe Arman ile röportajını bir daha okudum. Kendi başımdan geçenleri düşünerek bir daha okudum. Bu illetten kurtulabildiğim için kendimi şanslı hissettim ama bu üzüntümü dindirmedi.

Önce çok değerli pazarlama hocamız Hüseyin Ateş’i kaybettik. Ardından Muhan Hocamızı, şimdi de Arman Hocamızı.....Ne acı değil mi bize okulda iş idaresi öğreten bu eşsiz insanlar, şimdi birer birer bu dünyanın hiç birimize kalmayacağını, bunun bir döngü olduğunu, sırası gelenin herşeyini bırakarak gittiğini öğretiyorlar.
Umarım çevrelerini ışık saçarak aydınlatan bu insanlar, bunca öğretilerinin ödülünü alabildikleri çok güzel bir yrededirler şimdi.

Hepimizin başı sağolsun.

Sevgilerimle,

5 Nisan 2011 Salı

ADA ile başlayan bağlılık...






Sevgili kızım 45 günlük.

Oğlumun sömestre tatilinde hep birlikte olabilmek için izin aldım. Bugün gazetede öğrendik ki Tepe Nautilus’ta D&R açılmış. Hem bizim tüm AVM’lerdeki uğrak yerimiz olduğundan hem de evdeki uzun süredir unuttuğumuz bebekli ortamdan biraz kaçmak için atladık gezmeye gittik.

Tabii saatler geçirdik yine kitapların, CD’lerin ve DVD’lerin önünde. Uzun zamandır çıkmasını hayal ettiğim Zülfü Livaneli’nin albümlerini raflarda görünce sevinçten havalara uçtum ve hepsini topladım aldım. 11 albümlük serinin ilk ikisi hariç diğerlerini kaptığımız gibi eve geldik. Bu albümleri alırken bir babanın çocuklarına bırakabileceğini en güzel koleksiyon olduğunu düşünerek aldım. Daha önce ben de büyük ustanın orjinal CD’leri vardı ama eşe dosta verdiklerimiz bir daha geri dönmedi ve ustanın bu albümlerini dinlemekten yoksun kalmıştım.

Ustanın 40. Sanat yılı bu yıl. Ben gerçek anlamda onunla 1984’te çıkardığı ADA albümüyle tanıştım. Yani 27 yılına bizzat tanıklık etmişim kendisinin. ADA albümü çıktığı yıl ben ODTÜ’ye girmiştim. Gece gündüz dinlerdik bu albümü. Şarkıların hepsi halen ezberimde. Önce ADA’yı koydum CD çalara. İçinden Zülfü Livaneli imzalı kendi el yazısıyla hazırlanmış, üzerinde “Kırk yıldır, bu şarkılara sahip çıkan, savunan, gençlere öğreten can dostlarıma teşekkürler” yazıyor. “Asıl biz sana teşekkür ederiz” dedim kendi kendime. “Sanat hayatındaki tüm baskılı, sıkıntılı yıllara rağmen bu ezgileri bize ulaştırdığın, dinlettiğin için.”

Sonra GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN’i dinledim. ADA’dan sonra iki yıl geçmişti. Çıkmasını dört gözle beklediğimiz bir albümdü. Ankara’da Zafer Çarşısı’na gidip kaseti alışımız gözümün önünden gitmiyor. Sevingül Bahadır'la bu albümde tanıştık, Eurovision'a katılmadan önce.

Hemen ardından GÜNLERİMİZ’i dinledim. Usta’nın benim için en büyük eseri Kardeşin Duymaz’ı dinlerken yine üniversite yıllarım geçti gözümün önünden. Hepimiz için rahmetli Uğur Mumcu ile özdeşleşmiş Yiğidim Aslanım’ı dinlerken tüylerim ürperdi. Düşünsenize biz bu albümleri dinlerken Mumcu sağ ve köşesinde yazıyordu.

Bu albümleri dinlediğimde 17 yaşında üniversiteli bir gençtim. “Bu şarkıları dinlerken böyle güzel çocuklarım olacağı hiç aklımdan bile geçmemişti.” dedim eşime, kucağımda minicik kızıma bakarak.

Umarım bir 27 yıl daha Zülfü Livaneli’nin şarkılarıyla geçer. Yeni albüm çıkarır mı bilemem ama elimdekiler beni uzun süre götürür. Yeterki onun da bizimde sağlığımız yerinde olsun.

Zülfü Livaneli severlere bu koleksiyonu kaçırmamalarını tavsiye ederim. Elinde mevcut olanlarsa tekrar dinlememeliler, eğer uzun zamandır dinlemedilerse...