19 Nisan 2010 Pazartesi

Armut kolay pişmiyor, pişse bile ağzımıza kolayca düşmüyor

İnovasyon kültürünü konuşurken, küçük yaşlarımızdan itibaren “icat çıkarma”, “eski köye yeni adet getirme” söylemlerinin toplum olarak üzerimizdeki olumsuz etkilerinden şikayet ederiz. Bunların yanında, “armut piş, ağzıma düş” sözünün üzerimizdeki olası etkileri ?...

Malcolm Gladwell’in Outliers (Çizginin Dışındakiler) adlı kitabının ikinci bölümü, 10 bin saat kuralını okurken işte bunu düşündüm. İnovasyon, bir “eureka!” anını beklemek değildir. Uzun ve güçlüklerle dolu çalışmanın sonucudur. Gladwell, 10 bin saat kuralını açıklarken bunu dikkat çekici bir şekilde anlatmış. Anders Ericson’un müzik akademisindeki kemancılar ve piyanistler üzerinde yaptığı çalışma, 5 yaşında arkadaşlarıyla birlikte müzik eğitimine başlayan yıldızların, 8 yaşına geldiklerinde arkadaşlarından daha fazla pratik yapmaya başlayan, 9 yaşında haftada altı, 12 yaşında haftada sekiz, 14 yaşında haftada onaltı ve 20 yaşında haftada otuz saatten fazla pratik yapan ve böylece 20 yaşında toplam 10 bin saatlik bir pratiğe ulaşmış öğrenciler olduğunu ortaya konuyor. Yıldızlarla birlikte eğitime başlayan iyi öğrenciler yaklaşık sekiz bin saat pratik yaparken, müzik öğretmenleri sadece dört bin saati biraz aşmış durumda. Bu örneğin yanında diğer örenklerde yer alan tanıdık isimlere baktığımızda ise, Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates’i, Sun Microsystems’ın kurucu ortağı Bill Joy’u, Beatles’ı görebiliyoruz. İstanbul’da bir konuşmasında Fleetwood Mac’i de dinlemiştim kendisinden. 1967 yılında kurulan grup 1977 yılına kadar 15 albüm çıkarıyor, çok sayıda konser veriyor. Ve grup 10. yılında yani teorik olarak 10 bin saatlik çalışmanın ardından çıkardığı Rumours adlı albümü ile Grammy ödülünü alırken, 40 milyon adetlik satışla bütün zamanların en çok satan 10 albümü arasına girmeyi başarmış. Hiçbirinin başarısı bir anlık değil!...

10 bin saatin karşılığı ise yaklaşık 10 yıl demek. Hemen ilk tepkimiz “ne yani, inovasyon yolculuğunda sonuç alabilmek için on yıl mı bekleyeceğiz?” şeklinde oluyor. Hayır! 10 yıl beklemek gerekmiyor ama 10 bin saate eşdeğer çalışma süresini, bireysel çalışmaları üst üste koyarak, yetmediğinde dışarıdan çalışılarak edinilmiş know-how alarak yani işbirliği yaparak birlikte doldurmak mümkün ama bir sonuca ulaşmak için en az bu süre kadar çabayı arzu edilen başarının arkasına koymak gerektiği kesin.

Yani armut kolay pişmiyor, pişse bile ağzımıza kolayca düşmüyor...

Sevgilerimle,

2 yorum:

  1. Blog'unuz hayırlı olsun Ata Bey.
    Sizi buradan da takip etmek bir zevk olacak.

    Selamlar.
    Sinan

    YanıtlaSil
  2. Ata bey, sıkı bir takipciniz olarak, sayfanızı zevkle takip edeceğim...Umarım bizlere her zaman kattıklarınızın yanında bizlerde bir nebzede olsa size soluk kazandırabilir, fikirlerimizi sunabiliriz..
    Tşk,

    YanıtlaSil